Dilek Fırat – Sadece Kral Değil Bütün Halk Çıplak (3) Denemeler Şiiri

Sadece Kral Değil Bütün Halk Çıplak (3) Denemeler

SADECE KRAL DEĞİL BÜTÜN HALK ÇIPLAK (3)

Doğruların genel yarası olan eleştirilere değinmek istiyorum.

Bizler toplum olarak hep eleştiriyoruz.

Neyi mi eleştiriyoruz? İşte onu bilemiyoruz.

Sadece eleştirmeyi biliyoruz. Böylesi çok daha kolayımıza geliyor.

Neden mi eleştiriyoruz? İşte onu çok iyi biliyoruz, lakin bunu kendimize itiraf edip de adına “Kompleks, zayıflık, ulaşamama, tahammülsüzlük ” diyemiyoruz. Kompleksli insanlar, kendilerinde birtakım eksiklikler hisseden insanlardır ve kendilerindeki bu eksikliği de, en başta insanları eleştirerek gidermeye çalışırlar kendilerince…

Kompleksli insanlar kendinin ellerinden tutup kaldırmaya çalışırlarken, kendilerinden büyük gördüklerinin dizlerinden tutarak onları yere düşürmeye çalışırlar.

Kompleksli insanlar, akla mantığa sığmayan sağlıksız hareketleriyle kendilerini büyüttüğünü sanırlar fakat kendinden büyük gördüğü insanları, düşüreceğini zannettikleri noktada kendilerini gösterebileceklerini ve ayaklarının altına eğilip baktıklarında sadece kendilerini o noktada göreceğini bilmezler; Lakin herkes onları o, alçaklarda görmeye başlar bile…

Kardelen çiçekleri karı delerek gün ışığına çıkarlar ve bir düşünürün dediği gibi

“ÇÜRÜMEKTE OLANIN ÖNÜNE GEÇEMEZSİNİZ ÇÜRÜR. YEŞERMEKTE OLANIN ÖNÜNE GEÇEMEZSİNİZ BÜYÜYÜP YEŞERİR”

Eleştirelim. Neyi mi? Tabi ki yanlışları eleştirerek yanlışları doğrulara yönlendirelim.

Eğer doğruyu ve doğruları eleştiriyorsak, o halde en büyük yanlışın kendimiz olduğunu da bilmeliyiz. Doğruları eleştirerek onları yok edemeyiz. Sadece bu yanlış çabalarımızla kendimizi küçük düşürüp, üstelik alaycı gülümsemeler arasında kendimizi yok ettiğimizi farkına bile varamayız. İbrahim TATLISES’İN dediği gibi; “ Haksız yere kıskanıldığı için, eleştirilen doğru insan lastik top gibidir, yere vurdukça daha bir yukarı zıplar.”

Toplum olarak kendimizi büyütmek için kendimizden büyük gördüklerimizi küçültmeye çalışırız. Unutmayalım ki, büyükleri küçültmeye çalışarak,

Doğruları eleştirerek sadece kendimizi yanlış zihniyetin pençesinde küçültürüz, büyütemeyiz.

İnsanlarla ve onların doğrularıyla uğraşanlar küçüktür ve her zaman da küçük kalmaya mahkûm zihniyetlerdir. İnsanlar;

Yüreğini,

Gönlünü,

Gözünü,

Ufkunu açtığı kadar büyüktür. İnsanlar;

Sağını,

Solunu,

Etrafını,

Dahası dünyayı görebildiği kadar büyüktür. İnsanlar;

Başkasını değil,

Kendini eleştirip,

Yanlışlarını görüp,

Hangi noktada olduğunun muhasebesini yaparak,

Çıkan sonuca göre kendine yön verdiği kadar büyüktür. İnsanlar;

Kişiliklerini mesleklerin de,

Konumlarında,

Yaşlarında değil de,

Hal ve tavırlarında sergiledikleri kadar büyüktür.

Sonra eleştiren insan ne kadar mükemmeldir ki, mükemmeliyetçiliği arar?

Mükemmeliyetçilik rolünü hangi diplomadan ve hangi yönetmenden almıştır oyuncu?

Mükemmeliyetçiliğin diploması olmadığına göre, yönetmenin verdiği rollerde de gerçek payı olmadığına göre, eleştiren oyuncu, oyunculuk karakteri ile kendisini nasıl mükemmel olarak kandırabilir! Bununla da kalmayıp kandırabilir ki?

Tekrar ediyorum; İnsanlar kendilerini eleştirdikleri kadar büyüktür.

Bu ne demektir? Kişiler kendilerini ne kadar eleştirirlerse o kadar doğruları görürler, o kadar da büyürler. Büyüklüğün ve doğruların vasıfları saymakla bitmez.

Bu konuda tek yanlış çizgi vardır ki, o da doğruları eleştirerek büyüklüğün olmayacağıdır.

Ne olur bırakalım da sadece masaldaki Kral çıplak kalsın! Ki oda çıplaklığını farkına varmıştı. Biz toplum olarak çıplak kalırsak, Çıplak olamayan bir çocuk bulabilecek miyiz? Bizlerin çıplaklığını haykırabilecek ve “Sadece Kral Değil, Bütün Halk Çıplak” Diyebilecek… Takdir Sizin

DİLEK EJDER

(Not: Eski soyadı DİLEK FIRAT`TI)

This entry was posted in Genel.

Bir cevap yazın